Sağlık 90’lı Yıllara Geri Dönüyor

25.11.2019

Sağlık 90’lı Yıllara Geri Dönüyor

 

1990’lı Yıllarda satılan malın bedeli 30-45 gün içerisinde alınabiliyordu. Ancak o zamanlar da istediğin ürünü bulamıyordun. Sağlık hizmetini parası olan bugünkünden daha rahat alıyordu. Hekimlerin çalışma süreleri uzundu. Hastane mesaisi bitince muayenehane mesaisi başlıyordu. Muayenehaneler kalktı, performans sistemi başladı. Sağlık hizmet sunumu mekanikleşti. Hekim muayenehaneden kaybettiği parayı alabilmek için kapasitesinin üzerinde hasta bakmaya başladı. Tanı ve teşhis cihazları sonuna kadar kullanılıyor. Önceden bütçeden karşılanan bedeller artık döner sermayeden karşılanıyor.

Hastane yönetimi kanunlar çerçevesinde hastalardan, diğer cari açıklarını da tıbbi cihaz firmalarından indirimle kapatıyor. Üniversite, kamu ve özel hastaneler tıbbi cihaz firmalarının alacaklarını kendilerine sermaye olarak kullanıyor. Fedakar tıbbi cihaz sektörü, bu işten başka yapacak işi olmayan, bu işi kendisine meslek edinmiş  insanlar devletin finanse etmesi gereken sağlık sektörünü  bütün mal varlıklarını bankalara ipotek ettirerek sağlık hizmet sunumunu tek başına göğüslemiş durumda.

Firmalara ödenmesi gereken paraları hastane yöneticileri çalışanlara döner sermaye olarak dağıtıyor. Biz de tekrar hastaneye mal vermek için kredi kullanıyor mal veriyor, krediyle SGK pirimi ödüyor, vergi ödüyoruz. Ödenmezse ihaleye giremiyoruz.

Adım Adım Kaos 

Osmanlı’nın duraklama döneminden itibaren devlet adına kurulmuş bazı kuruluşlar ve dışarıdan ülke içinde oluşturulan  STK’lar el birliği ile Osmanlı’nın çöküşünü hızlandırmışlardı. Cumhuriyet tarihinden itibaren de merkezi yurt dışında bulunan STK’lar, ülkenin ekonomik kaynaklarını yönetti ve ülkemizi ithalata bağımlı hale getirdi. Bunu sağ iktidar döneminde de de sol iktidar döneminde de bu STK’lar kendi üyeleri sayesinde  ülke ve ekonomide de STK’ların çıkarlarını korumuş ülke yönetiminde de söz sahibi olmuşlardı.  Ta ki 2002’ye kadar. 2002’den 2007’ye kadar devlet adına çalışılmış ve ülke her alanda başarılı olmuştu. Ancak, bunu gören tarikat grupları  ülke yönetiminde ve ekonomisinde de etkili olmaya başladılar. Hala da yurt dışı kaynaklı STK ve yurt içi tarikat grupları etkili.

Tıbbi cihaz sektörü açısından 1990’lı yıllar bugünden daha iyiydi. Devlette kararlılık vardı ve borcunu ödemek istiyordu. O kadar enflasyona rağmen. Bugün sağlık hacimsel olarak büyüdü ancak artık hastalar telerandevu ve internetteki kişisel başvurulardan randevu alamıyor ve sabah 6’da hastanede sıraya girmesi gerekiyor. 1994’deki devalüasyon da sağlık ekonomisi ve tasarrufla ilgili sempozyumda, sağlıkta tasarrufun olmayacağını sağlıkta verimli kaynak kullanımının olması gerektiği ile ilgili deklarasyon yayınladık. Sağlık Bakanlığı da buna uymuş ve uygulamıştı. Şimdi 2004-2008’e kadar sağlık hizmeti sağlık ekonomisi üretim ve ülke ekonomisi  gayet iyiydi. Zaman zaman yeniliklere ayak uydurmakta sıkıntı yaşadık ancak ekonomik sıkıntı bu derece değildi. O tarihten bugüne firmaların paraları ödenmediği gibi ürettiklerini ve ithal ettiklerini ticarileştirmek için iş gücü ve ekonomik maliyetleri de arttı.

Üretimden dolayı ithal fiyatları rekabete girerek ekonomik hale geldi. Ancak ithal için de üretim için de  artık sağlık ekonomisi iyileşmezse hacimsel büyümenin  yıkımı kolay ve büyük olur.

GSS genel müdürü bizi çok şaşırttı. Yerlinin pazar payına göre ürün adeti belirlemiş ve yüzde 8’ine zam yapılmış. İthalin yüzde 80’nine zam yapılmış. Bunun yanlış olduğunu bildirince, ‘Sağlık Bakanlığı temin edemediği ürün listesini bildirdi onlara zam yaptık’ dediler. Yani SUT güncellemesinin amacı yerli firmaların, ithal firmaların mağduriyetinin giderilmesi değil fiyatı düşük olduğu için piyasadan çekilen ithal ürünleri tekrar alabilme adına fiyatlarını arttırmak.  Taktiri ve yorumu size bırakıyorum.


Kaynak:Sağlık Dergisi

Yorum Yaz

E postanız yayınlanmayacaktır. Tüm alanlar mecburidir