LLMBİR: “ALTERNATİF TIP PAZARI, YANİ UMUT TACİRLERİNİN PAZARI GİTTİKÇE BÜYÜYOR!”

06.05.2019

Bazı çalışmalarda, D vitamininin kanserden koruyucu etkileri olduğuna dair veriler bulunduğunu ancak konunun netlik kazanmadığını söyleyen LLMBIR Derneği Başkanı Prof. Dr. Muhit Özcan, 5108 hasta üzerinde yapılan Vitamin D Değerlendirme çalışmasına dikkat çekti, “Çalışma, aylık yüksek dozlarda D vitamini kullanımının kanser riskini azaltmadığını gösterdi” dedi.

Lösemi Lenfoma Miyelom Hastaları ve Araştırma Eğitim Birliği Derneği (LLMBİR)tarafından Ankara’da yapılan Lösemi Lenfoma Miyelom Hastaları Kongresinin basın toplantısında konuşan LLMBIR Derneği Başkanı Prof. Dr. Muhit Özcan, vitaminlerin düzenli kullanımının sanılanın aksine kanser riskini azaltmadığını söyledi.

“D VİTAMİNİ KANSER RİSKİNİ AZALTMIYOR!”

Özellikle kanserden korunmada etkili olduğu belirtilen D vitaminine değinen Doktor Muhit Özcan, “D vitaminin vücut üzerindeki etkileri son günlerde oldukça ilgi çeken konulardan biri. Yapılan bazı çalışmalarda, D vitamini eksikliğinin kanserden koruyucu etkileri olabildiğine dair veriler elde edilmiş olsa da bu konu bir netlik kazanamamıştı. 5108 hasta üzerinde yapılan ‘Vitamin D Değerlendirme çalışması (ViDA)’, D vitamininin kalp-damar sağlığı üzerine etkisini araştırırken aynı zamanda kanser ile ilgili sonuçları da ortaya koyma fırsatı buldu. Çalışma aylık yüksek dozlarda D vitamini kullanımının kanser riskini azaltmadığını gösterdi. O halde gereksiz D vitamini kullanmıyoruz” dedi.

“FAZLA VİTAMİNİN FAYDASI YOK!”

Bugüne kadar yapılan pek çok önemli araştırma ve değerlendirmelerde sağlıklı insanlara yararı olmadığı kanıtlanmış olsa da, vitamin haplarının toplumda giderek daha fazla kullanıldığını ifade eden Dr. Özcan, şunları söyledi:

“Bu ilaçların basit kullanımları, kolay ulaşılır olmaları yanı sıra maalesef bilimsel gerçekliklerle adeta dalga geçen reklamların varlığı da bu duruma olumsuz katkı yapmaktadır. Kardiyoloji konusunda önemli dergilerden biri olan Circulation dergisinde yayımlanan bir makale multivitamin kullanımının kalp hastalıklarından da korumadığını gösterdi. Ancak, gerçek hayatta bu makale vitamin tüketiminde etkili olup azaltma sağlayamadı. Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan bir araştırmada doktorların %72’sinin, hemşirelerin ise %89’unun vitamin desteği aldığı ve doktorların %79’unun, hemşirelerin %82’sinin hastalarına vitamin desteği yapmalarını önerdikleri gösterildi. Siz onlara bakmayın bizi dinleyin; fazladan vitamin almanın bir yararı yok.”

“ORGANİK GIDA-KANSER İLİŞKİSİ SORU İŞARETİ OLMAYA DEVAM EDİYOR”

Organik gıda-kanser ilişkisinin önemini vurgulayan Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve LLMBIR Derneği Genel Sekreteri Doç. Dr. Selami Koçak Toprak ise şöyle konuştu:

“Organik gıdaların organik olmayan gıdalara göre daha az böcek ilacı gibi kimyasalları içerdiği düşünülmekte. Ancak bu gıdalarla kanser ilişkisi üzerine yapılan çok az sayıda çalışma bulunmakta. JAMA Internel Medicine dergisinde çok yeni yayınlanan bir makale bu konu üzerinde duruyor. 2009 ve 2016 yılları arasında organik gıda tüketen 68.946 kişi üzerinde yapılan bu çalışmada 1340 kanser vakası saptanmış. Meme, prostat, cilt bağırsak kanseri gibi kanserlerin gözlendiği düzenli organik gıda tüketiminin kanser riskini azalttığı bu çalışmada gözlenmiş. 2018 yılında Avrupa Gıda Güvenlik otoritesi organik olmayan gıdaların üzerinde %44 kalıntı saptanırken organik gıdaların üstünde ise sadece % 6.5 oranında kalıntı bulunduğunu rapor etmişti. Yapılan birçok çalışmada organik gıdalar ile sağlıklı yaşam arasındaki ilişki ortaya konuldu. Ancak, organik gıdalarda kanser riskinde azalma olup olmadığı büyük bir soru işareti olmaya devam ediyor. Bugüne kadar sadece bir çalışma organik gıda tüketenlerde Hodgkin dışı lenfoma gelişme riskinin daha az olduğunu göstermişti. Bu yeni çalışma ise çok miktarda organik gıda tüketenlerde kanser riskinin daha düşük olduğunu ortaya koyuyor.”

“ALTERNATİF TIP PAZARI, YANİ UMUT TACİRLERİNİN PAZARI GİTTİKÇE BÜYÜYOR!”

2017 yılında tüm dünya genelindeki ilaç pazarının değerinin 935 milyar dolar iken, bunun 2021 yılında 1,2 trilyon dolara ulaşacağının beklendiğini belirten Doktor Selami Koçak Toprak, "alternatif tıp" piyasasının gittikçe büyüdüğünü belirterek şöyle devam etti:

“Bu miktarın içinde oldukça pahalı olan kanser ilaçları, nörolojik ilaçlar, pek çok kalıtsal hastalıkların ilaçları ve organ naklinde kullanılan ilaçlar gibi dünya genelinde çok yaygın reçete edilen ve özellikle son yıllarda kullanımı gittikçe artan hedefe yönelik "akıllı ilaçlar"ın da olduğu bir gerçektir. Ancak asıl şaşırtıcı olan ise, etkisi bilimsel olarak kanıtlanmayıp, sadece ve sadece tesadüfi başarılara dayanan, özellikle kanser tanısı almış pek çok hasta ve yakınını, onların fiziksel ve psikolojik zor durumlarından yararlanarak kandıran umut tacirlerinin pazarı olan "alternatif tıp" piyasasının gittikçe büyümesidir. 2013 yılında 34 milyar dolar olan bu pazar, 2015 yılında 200 milyar dolar, 2017'de ise 360 milyar doları bulmuştur.

“KANSER HASTALARI TEDAVİLERİNİ TEHLİKEYE SOKABİLİYOR”

Bu pazarı oluşturan ürünlerin, hiçbir bilimsel faaliyet gözetilmeden üretildiği ve varsa da ender olan başarılarının tamamen tesadüflere dayandığı unutulmamalıdır. Pek çok hasta, mucizevî olarak parlatılan bu ürünleri kullanması nedeniyle ya hayatlarını kaybetmişler ya da almaları gereken asıl tedavilerini aksatarak kanser tedavilerini tehlikeye sokmuşlar veyahut karaciğer, böbrek gibi çeşitli organlarının hasarlanmasına neden olmuşlardır. Yapılan araştırmalar, dünya genelinde tüm kanser hastalarının neredeyse yarıya yakınının tedavilerinin bir döneminde alternatif tıp ürünleri kullandığını ortaya koymaktadır. 2015 yılında ABD'de yapılan bir araştırma sonuçlarına göre Hodgkin dışı lenfoma hastalarının kanser tedavileri sürerken %80'inin ek vitaminler, %50'sinin alternatif ürünler ve %45'inin de çeşitli otlar kullandığı saptanmıştır. İşin en ilginç tarafı ise hastaların sadece %4'ünün bu ürünlerin kanseri yenmede yardımcı olduğuna inanmasıdır.”

DÜZENLİ SPOR VE FİZİKSEL AKTİVİTE HASTALIKLARIN ÖNÜNE GEÇİYOR”

LLMBIR Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Yaprak Dölek Aydan de Amerikan Kalp Derneği’nin yaptığı son araştırmalarla pek çok hastalığın önlenmesinde düzenli spor ve fiziksel aktivitenin önemine dikkat çektiğini belirtti.

Fiziksel aktivitenin, kardiyovasküler hastalıkların ötesinde 40’tan fazla hastalığın önlenmesi ve olumlu yönde seyrinin değişmesinde rol oynadığın�� söyleyen Aydan, obezite, diyabet, kanser, depresyon, Alzheimer ve eklem hastalıklarının bunların başlıcaları olduğunu ifade ederek şöyle konuştu:

“Tıp dünyasında düzenli spor ve fiziksel aktivitenin, inme, Alzheimer hastalığı, kardiyovasküler hastalıklar ve diğer pek çok hastalığı önleme ve hastalığın seyrini olumlu yönde değiştirme de rol aldığı uzun zamandır söylenmekte. Buna rağmen, bu konuya dair hiçbir profesyonel araştırmada düzenli spor ve fiziksel aktivitenin önemine özel olarak değinilmemiştir. Amerikan Kalp Derneği (AHA), yeni bir bilimsel yönelimle bu konunun önemini vurgulamak ve çözüm önerileri sunmak adına “sistem değişikliği” önermiştir. Dernek, tıp mensuplarının, toplum liderlerinin ve spor eğitmenlerinin, insanların hareket etmesini motive ederek, fiziksel hareketsizlikten kaynaklı hastalıklardaki ölüm ve ölüm riski oranının düşürülmesini önermektedir.”



Kaynak:NTV

Yorum Yaz

E postanız yayınlanmayacaktır. Tüm alanlar mecburidir