"Onkoloji ekibiyle kanser hastası arasındaki iletişim çok önemli"

05.02.2019

Onkolojik tedavilerde ekip çalışmasının önemine dikkat çeken Tıbbi Onkolog Prof. Dr. İbrahim Tek, kanserle mücadelede kanser hastalarıyla onkoloji ekibi arasındaki iletişimin tedavi başarısında rol oynadığına vurgu yaptı.

Tıbbi onkoloji uzmanlığının, hekimlik hayatına etkisini, “İşe yaramak, birilerine yardımcı olmak, insana pozitif bir duygu veriyor. Gelişen teknolojiye rağmen hala duyguların var olduğunu hissedebiliyorsunuz. Bu yüzden motive ediyor” şeklinde özetleyen Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Tek, tıbbi açıdan durumu ağır olan hastalarla ilgilenmenin yaşama ve insana bakışı etkilediğini belirterek şöyle konuşuyor:

“Biz tıbbi onkologlar sıkıntılı bir hasta grubuna bakıyoruz. Bazı hastalarımız için hayatları aylarla sınırlı oluyor. Bu kadar sıkıntılı hastalara zaman kazandırmak veya onları hastalıktan korumak için efor sarf ediyorsak normalde sıkıntısı olmayan pırıl pırıl insanlara daha çok yardım etmemiz gerekir. Onun için bütün insanlara karşı daha pozitif yaklaşıyoruz. Bu açıdan baktığımızda beni motive ediyor. Kimseye bilerek kötülük yapmamaya çalışıyorum. “

“HER HASTADAN BİR DERS ÇIKARIYORUZ”

Medimagazin'e konuşan ve İyileşme süresi çok uzun olabilen bir hasta grubuna müdahalede bulunan onkologların motivasyonunu nasıl sağladığına de değinen Prof. Tek, motivasyonun en büyük sebebinin hasta olduğunu, her hastadan olumlu, olumsuz ders alındığını ifade ederek sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Yaptığınız müdahalede hasta iyi oluyor. İyi oldukça da hayata bağlanıyor. Beraber pek çok şeyi paylaşıyoruz. Mutlulukları, acıları… Bu da sizi pozitif olarak etkiliyor. Bir şeyi ne kadar iyi yapmaya çalışırsanız ve onun sonucunda iyi bir şeyler elde ederseniz daha çok sarılıyorsunuz mesleğinize. Sıkıntılı şeyler yaşarsanız bunlardan da ders çıkartıyorsunuz. Çünkü tıp bir sanat. Kitaplardan temel bilgileri alıyorsunuz ama bunlar yaşadıklarınız ve yorumlarınız, tecrübeleriniz ile şekilleniyor.”

“HASTALARLA AİLE OLUYORUZ”

İyileşme sağlanan hastalarda yaşadığı duyguları anlatan Tek, yaşadığı tecrübe ile hastalarla kurulan bağı ise şu şekilde anlatıyor:

“Dördüncü evre akciğer kanseri tanısı konulmuş bir hastam olmuştu ve hasta tedaviyi reddediyordu. Kızı 4 aylık bir hamilelik dönemindeydi. Hastamızı tabiri caizse torununu görme vaadiyle kandırdık. Ve bu hasta torununu gördü ve 2-2,5 yıl kadar hayatta kaldı. Bu sürede ailesiyle çok güzel şeyler paylaştı. Hastalarla bu örnekteki gibi aile oluyoruz. Ailesinden birini nasıl bırakamazsa insan, biz de hastamızla bu bağlılığı kuruyoruz. Tabi ki yaşanan üzücü olaylar da oluyor. Hayatın anlamsız olduğunu düşünüyoruz ve hayatımıza depresif duygular katıyor tabii ki. Ama yoğun çalışma temposu ve kötü düşüncelerden uzaklaşmak isteği ile görevimize devam ediyoruz.“

“DUYGUSAL HASTA GRUBUNA UMUT TACİRLİĞİ YAPILIYOR”

Medyada dolaşan ve sağlığı tehdit eden bilgi kirliliğinde hekimler ve derneklerin sorumluluğu olduğunu belirten Tek, özellikle onkoloji hasta grubunun yaşadıkları hastalığın ağırlığı sebebi ile duygusal olduğunu ve ne denirse yapacak duruma geldiğini vurguluyor. Onkloji hastalarının, suiistimale açık hasta grubu olduğunu belirten onkoloji uzmanı, umut tacirliği yapıldığını ifade ediyor.

Kanser tedavisinde etken gibi gösterilen, bilimsel dayanağı olmayan gıdaların dünyada tedavinin yanına ekleyen hiçbir merkez olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Tek, “Bu tedaviye ek olarak gösterilen ürünler hiçbir bilimsel yayında yer almıyor. Bu ürünler fayda sağlasa ve biz yazmasak bu suç sayılır zaten. Bu kadar hekim suç işliyor olabilir mi? Birkaç kişinin önerdiği bilimsel dayanağı olmayan ürünler sadece maddi çıkar sağlamak için öneriliyor” dedi.

Bilimsel tedaviler dışında egzersiz, yoga, düzenli yürüyüş, dengeli beslenme ve D vitamini eksikliğinde bunu yerine koymak dışında diğer tedavilerin bilimsel bir verisi olmadığını önemle vurgulayan Tek şunları ekledi:

“Destek tedavi gibi gösterilen bilimsel dayanağı olmayan bu ürünler faydalı olsa biz zaten reçete ederiz. Eğer biz yazmıyorsak hasta kesinlikle bu ürünlere itibar etmemeli. Sağlık Bakanlığı, fikir önderleri, derneklerin bu konuya eğilmesi ile bu durumun düzelebileceğini düşünüyorum.“


Kaynak:NTV

Yorum Yaz

E postanız yayınlanmayacaktır. Tüm alanlar mecburidir