Zonguldak'ta 'Bebeğin ihmal sonucu öldüğü' iddiasına TJOD'dan açıklama

21.12.2018

Zonguldak’ta apandisit ameliyatından sonra yer olmadığı gerekçesiyle beyin cerrahisi servisine yatırılan ve burada doğum yapan Hatice Akkol’un bebeği öldü. Hatice Akkol, bebeğinin ölümünde ihmal olduğu iddiasıyla suç duyurusunda bulundu ve olayla ilgili idari inceleme başlatıldı. Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği ise olayda doktor hatası ya da ihmalinin olmadığını belirten bir açıklama yaptı.

10 Aralık'ta Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ) Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezinde apandisit teşhisi konulan hamile Hatice Akkol, genel cerrahlar tarafından ameliyat edildi. Ameliyatının ardından cerrahi servisinde yer olmadığı gerekçesiyle beyin ve sinir cerrahisi servisine yatırılan Akkol, bir gün sonra hastane odasında doğum yaptı, bebek 45 dakika sonra hayatını kaybetti.

“Ben bebeğimin doğum raporuyla birlikte ölüm raporunu aldım. Yatağımın kenarında doğum yaptım. Sorumluları kimse cezalandırılmasını istiyorum” diyen Akkol, bebeğinin ölümünde ihmal olduğu iddiasıyla Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu.

BEÜ Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezinden ise “İlgili doktorlar tarafından gerekli müdahaleler ivedi olarak yapılmıştır. Yenidoğan yoğun bakıma alınan 400 gram olan bebek, yapılan tüm tıbbi müdahalelere yanıt vermemiştir. Olayla ilgili idari inceleme başlatılmıştır” açıklaması yapıldı.

Olayla ilgili bir açıklama da Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneğinden geldi.   TJOD Yönetim Kurulu adına Prof. Dr. Ateş Karateke tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:

"DÜŞÜK İÇİN ÖNEMLİ İKİ RİSK FAKTÖRÜ MEVCUTTUR" 

“Basında yer alan Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın-Doğum Kliniğinde bir gebenin ihmal sonucu düşük yaptığı ve bebeğini kaybettiği yönündeki haberler ile ilgili yaptığımız araştırma sonucu; söz konusu hastanın 21 haftalık gebe olduğu ve rahminde miyomlarının bulunduğu, akut batın ön tanısı ile ameliyata alındığı ve apendektomi (apandisit ameliyatı) yapıldığı ve sonrasında ise 400 gramlık bir fetusu düşürdüğü tespit edilmiştir. Hastanın miyomlarının olması ve geçirdiği acil operasyon zaten düşük için önemli iki risk faktörüdür. Söz konusu durumun doktor hatası ya da ihmal gibi başlıklarla duyurulması doğru değildir.”

“400 GR AĞIRLIĞINDAKİ BİR FETÜS YAŞAM SINIRININ ALTINDADIR”

TJOD Zonguldak Şube Başkanı Prof. Dr. Müge Harma’nın yaptığı açıklamada ise, 12 Aralık günü hastanın kanamasının başladığı, hastanın yattığı servise giden kadın hastalıkları ve doğum doktorunun, doğum eyleminin başladığını saptadığı, doğum masasına alınacak zamanın olmaması nedeniyle 400 gr ağırlığındaki fetüsün sedyede doğurtulduğu ve yenidoğan yoğun bakım ünitesine ulaştırıldığı belirtildi.

“Hasta Hatice Akkol ise kadın hastalıkları ve doğum bölümünce devralınmış ve kendisine genel anestezi altında rahim içi temizleme işlemi yapılmıştır” denilen açıklamada olayın seyri ve bebeğin ölüm nedeni ile ilgili şu görüşler aktarıldı:  

“ZORUNLULUKTAN KAYNAKLANAN MUTAD BİR UYGULAMADIR”

“Rahim içi temizleme işleminden sonra, kadın hastalıkları ve doğum servisinde boş yatak olmadığı için, hasta önceden yattığı servis olan beyin cerrahisi servisine tekrar yatırılmıştır. İşlem sonrası gerekli tedavileri yapılan hasta, aynı gün saat 20.00 sularında kendi isteğiyle taburcu olmuştur. Aile, fetüsün otopsisini kabul etmemiş ve defnetmek için beraberlerinde götürmüştür. Bebeğin eşi (plasenta) incelenmek üzere patoloji laboratuvarına gönderilmiştir.

1. 400 gr ağırlığındaki bir fetüs yaşam sınırının altındadır. Ağırlık bakımından bu fetüs düşük sınırına girmektedir. Yani hasta, fetüsün ağırlığı açısından, doğum değil düşük yapmıştır.

2. Klasik bilgi olarak düşüğe yol açan nedenler arasında myom, enfeksiyon, toksik nedenler (anestezik maddeler) vardır. Görüldüğü gibi hasta bu açıdan en az 3 risk faktörüne sahiptir. Öte yandan düşüğün en sık nedeni olan kromozom anomalilerinin teşhisi, ailenin otopsiyi kabul etmemesi nedeniyle yapılamamıştır.

3. Plasentanın patolojik değerlendirilmesinde “enfarkt, distrofik kalsifikasyon” olduğu saptanmıştır. Distrofik kalsifikasyon, plasentanın yaşlandığını gösteren bir bulgudur ve plasental yetmezliğe işaret etmektedir. Enfarkt ise fetoplasental ünitede geri dönüşümsüz hasarı gösterir.  

4. Bir serviste boş yatak olmadığı zaman, hastaların diğer servislerde yatırılarak takip edilmeleri zorunluluktan kaynaklanan mutad bir uygulamadır.”


Kaynak:NTV

Yorum Yaz

E postanız yayınlanmayacaktır. Tüm alanlar mecburidir